YOLCULUKLAR
Şahin ALTINTAŞ

Şahin ALTINTAŞ

YOLCULUKLAR

17 Ekim 2020 - 15:46

Teknoloji yeni nesil için vazgeçilmez bir değer iken bazılarımız için geçmişin güzel geleneklerini
unutturan bir hastalık. Bunu her geçen gün eski ile yeninin, dün ile yarının teknoloji ile olan
ilişkilerinde görebiliyoruz. Anlatmak istediklerimi geçmişten bir örnekle somutlaştırayım.
Ben küçükken dünyanın sonu bizim ilçeden il merkezine kadardı. Daha ötesinin olabileceğini bir gün
dahi düşünmemiştim. Bu uzun yolun bir de yolculuğu vardı elbette. Bu yolculuklarda öğrendim
dünyanın düşündüğümden daha büyük olduğunu. İlçeden köye giderken, köyden ile merkezine
giderken annemin parası çıkarda dolmuşa parayı ödeyip bana da bir koltuk alırsa rahat giderdim bu
yolu. Üstelik bu yolculukta mutlaka yeni birisiyle tanışırdım ya bir teyze ya da bir amca ile ahbaplık
ederdim yol boyunca. Bilirsiniz eskiler laflamayı severler. Adımı sorarlar, yaşımı merak ederlerdi.
Bende bildiğim her şeyi anlatırdım. Onlarda bana hayat tecrübelerini anlatırlardı. İnsanın yaşadığı
hayattan pişman olabileceğini, oğluna aldığı gelininden nefret edebileceğini bu yolculuklarda
öğrendim ben. Birçok hayat hikâyesi dinledim küçük yaşımda. Aklım ermiyor diye de anlattıkça anlattı gün almış, kocamış ihtiyarlar. Bir zaman sonra artık hemen tahmin yürütürdüm; bu adam emekli olmuş ama evladı işsiz olduğu için çalışan amcadır, bu kadın genç yaşında dul kalmış babasının yanında sığıntıdır derdim hemen.
İşte böylece hayatın ilk insanlık stajını dolmuşlarda yaptım. Bazen dinlerken sinirlendim bazen de
büyük adam olacağım dünyada üzgün insan kalmayacak diye yemin ettim. Eskiden dolmuşlarda yazılı olmayan bir kural vardı. Yanına kim oturursa otursun nereli olduğunu soracaksın oda sana soracak. Öyle laflamadan çekip gitmek yok. Müzik çalan aletler bizimki gibi yoksul ilçelere çok sonraları geldiği için bizim oralarda bu kural yıllarca uygulandı. Büyük şehirde ki insanlar türlü bahanelerle bu anlaşmayı yaşlılardan ve şehre sonradan gelmişlerden habersiz tek taraflı bozdular. Ama biz kulaklığın icat edildiğini öğrenmemize rağmen dolmuştaki köylümüze bunu hiç söylemedik. Çünkü biz gözümüzle görmediğimiz, tanımadığımız birilerini kulaklıkla dinlemektense canlı kanlı karşımızdakileri kulaklarımızla dinlemeyi tercih ettik. Yolculukları boş vakitler olarak görüp, bu vakitleri de eğlence araçlarıyla dinlemektense hayatın içinden sayıp okulsuz, öğretmensiz bir öğrenme aracı haline getirmek istedik. O yaşlardan itibaren sayısız kez yolculuğa çıktım. Bu yolculukların hepsinde yolcular vardı; anılarımda yer alan, bana anlatan, beni büyüten.
Benim teknolojiye dair görüşlerim elbette bunlarla sınırlı değil fakat kabul edelim ki dijitalleşme
hayatımızdan belli parçaları çıkarttı. Bazılarının yerini başka şeylerle doldururken bazılarının yerini
bilinçli bir şekilde boş bıraktı. Teknolojiyle olan alakamız gün geçtikçe artıyor ve teknoloji hayatın tam
ortasına yerleşmeye devam ediyor. Bunun ne kadar farkındayız bilmiyorum fakat dijitali hayatımıza
sokarken neleri hayatımızdan çıkarttığımıza daha çok dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar