KÜFRAN-I NİMET (NANKÖRİZM)
M. Fatih KAHRAMAN

M. Fatih KAHRAMAN

KÜFRAN-I NİMET (NANKÖRİZM)

25 Ekim 2020 - 12:37

“O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.” (İbrahim, 34)
Nimeti kullanıp faydalanırken nimetin sahibini unutmak demek olan nankörlük, eskimeyen ifadesiyle “küfran-ı nimet(nimete küfreden)” diye isimlendirilmiştir. Yüce Allah’ın lütf u ihsanıyla yaşamamız için verdiği nimetleri(n kıymetini) bilmemek ve saygısızlık edip Hakk’a şükretmemek, aracı olan halka da teşekkür etmemek nimeti ve onu veren Allah’ı görmemek ve yok saymak küfranı nimettir. “K-F-R” harflerinden türeyen “küfür ve kâfir” kavramlarıyla aynı kökten gelen “küfran” kelimesi yukarıdaki ayette ise çok nankör anlamında “keffâr” (mübalağalı ismi fail kalıbı) olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yüce Allah’ın sonsuz azametinin, ilâhî sanat ve esmasının tecellilerini methetmek, görüp övmek “hamd”; O’nun sayısız lütuf, nimet ve ikramlarını dil, fiil ve kalben methedip teşekkürde bulunmak da “şükür”dür. İnanmış bir kul olarak küfür ve sapıklık hariç her halükarda hamd etme makamında bulunmak elzemdir. Sayısız şükredilesi onca nimete karşı da onları vereni unutmaya kalkmak affedilmez bir nankörlüktür.

“İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a da şükretmez.” (Tirmizi, Birr 35) Mealindeki hadisi şerifi mefhum-u muhalifiyle düşündüğümüzde ‘kişinin yapmış olduğu iyiliğe, yardıma, ikram ve ihsana karşılık muhatabın teşekkür etmeyip minnettarlığını ifade etmemesi düpedüz nankörlüktür. Kula karşı nankör olan Allah’a karşı da nankör olur.’ Sonucunu çıkarabiliriz.
Allah’a karşı nankörlüğün kul olarak hesabını tutan olmasa da, insanların (arkadaşların, eşlerin, kardeşlerin, arkadaşların vs.) birbirlerine olan nankörlükleri bağışlanmayacak derecede kalp kırıcı, hayal kırıklığı yaşatan çok kötü bir haslettir. Her ne hikmetse ağırlıklı olarak iyilikten maraz doğmuş ve bazen de iyilik yaptıklarınızın şerrinden kendinizi koruma ihtiyacı hissettiğiniz zamanları yaşamışsınızdır. Meğer insanlar sizinle menfaat ilişkisi yaşıyormuş ve mesele; köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı demekmiş. Biz kulların ahvali nankörlük bağlamında böyle iken, bu dünyada hesabını soran yok ve olmaz zehabına kapılarak yüce Yaradan’ın nimetlerine ilişkin küfran-ı nimette bulunmanın zaten haddi hesabı yoktur. Ekseriyetin bu hiç hoş olmayan ve yakışık almayan nankörlük serüveni artık iyice sıradanlaşarak “nankörizm”e dönüşmüş bulunmaktadır. Nankörlük, Farsça’da “ekmek” anlamındaki nân ile “görmeyen, kör” manasındaki kûr kelimelerinden oluşan ve
“yediği ekmeğin, gördüğü iyiliğin kıymetini bilmeyen, nimeti inkâr eden” (kâfir-i nimet) anlamına gelen nânkûrden türetilmiştir. Başka bir ifadeyle “Bir şeyi örtmek, nimeti inkâr etmek” manasındaki Arapça küfrân ile nimetten meydana gelen küfrân-ı nimet (küfrânü’n-ni‘me) terkibi de “nankörlük” anlamında ve şükür teriminin karşıtı olarak kullanılmaktadır.(TDV, İ. A. Nankörlük maddesi)
Toplumun huzuru için insanlar birbirlerine iyiliklerine mukabil teşekkür etmemeleri halinde Rabbimiz onların şükrünü de kabul etmeyeceğinden oldukça hassas ve önemli bir konudur nankörlük.
Sözgelimi İmam Gazzâlî, bir nimeti yaratılış gayesinin dışında ve ilâhî iradeye aykırı olarak kullanan kimsenin Allah’ın nimetine karşı nankörlük etmiş sayılacağını belirtirken nankörlüğün başka mühim bir boyutuna dikkatlerimizi çekmiştir. Bunca helal gıda ve ürün dururken ifrat ve tefrit yoluyla yasaklanmış olan haramlara rağbet etmenin gerçekten mantıklı ve insaflı bir izahı yoktur. İnsanoğlunun varlığını makul ve meşru bir biçimde sürdürebilmesi için Rahman ve Rahim olan Allah ne gerekiyorsa yaratmış ve emrimize amade kılmışken çalıp çırpmanın, helallerle yetinmeyip ısrarla
haramlara tevessülün sahi nasıl bir mazereti ve gerekçesi olabilir ki? Mademki böyle bir durum vardır, işte bu tam olarak küfran-ı nimettir yani nankörlüğün daniskasıdır.
Aşağıdaki ilgili özdeyişlerle konumuzu hülasa edelim:
 “İnsan ulaşamadığı her şeyin delisi, ulaştığı her şeyin nankörüdür.”
 “İnsanlara, kendilerini nankörlüğe mecbur edecek kadar büyük hizmetlerde bulunmayınız.”
 “İnsanlara aynı iyiliği düzenli olarak yapınca onu artık senin görevin zannediyorlar.”
 “Menfaati bittiyse nankörlüğüne hazır ol.”
 “Kimseyi kırmamak için verdiğin onca mücadeleden sonra bile hala vefasızlık ve nankörlük görüyorsan; yanlış insanlara değer veriyorsun demektir.”
 “Nankörler düne değil, güne bakarlar ve onlar; kimden menfaatleri varsa onun yüreğine doğru akarlar.”
 “Nankörlük, sevginin mezarıdır.”
 “En çirkin, en eski ve en çok bilinen nankörlük, çocukların ailelerine karşı gösterdikleri nankörlüktür.”
 “Nankör insan, her şeyin fiyatını bilen; fakat hiçbir şeyin kıymetini bilmeyen kimsedir.”
 “Sadakanı kör dilenciye vermeyi tercih et, seni görmeyeceği için nankörlükten kurtulursun.”
 “Bir nanköre sormuşlar, ne yaptı da sen dostuna kırıldın. Şimdiye kadar her dediğimi yaptı, ama birini yapmadı, diye cevap vermiş.”
 “İnsan iki ayaklı nankör bir yaratıktır.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar