TÜRKİYE'SİZ BİR LİBYA SURİYE OLUR
Dr İmbat MUĞLU

Dr İmbat MUĞLU

KORONAVIRÜS BIR BIYO-TERÖR ARACI MI?

TÜRKİYE'SİZ BİR LİBYA SURİYE OLUR

25 Mart 2020 - 20:05

“Trablus halkı devletlü hünkâra bir kâğıt gönderip bir sancak beyi isterler.”

Pîrî Reis

 

 

Dış siyaset alanında  tarihi bir hamle olan Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakat altın harflerle asırlarca yerini koruyacağa benziyor.Suriye için sürekli çözüm arayışında olunan yorucu ve sonu belli olmayan bir dönemde böylesi bir kararın alınması; üzerinde çok çalışılan,emek verilen ve önem derecesi itibari ile uluslar arası arenada da ses getirecek bir hamle olduğunu şimdiden net bir şekilde görmekteyiz.Osmanlı İmparatorluğu’nun Afrika Kıtası’nda kaybedilen son vatan toprağı olan Libya ile tarihi bağlarımız yüzyıllar öncesine dayanıyor.Tarihi bağlarımızı anlatırken "Libya'da ne işimiz var!" diyenlere cevaben yazmıyorum bilesiniz!!!Bugünün Libya'sında bulunan Türkler, nüfus olarak Libya’da oldukça önemli bir bölümü oluşturuyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun Libya’ya 16’ncı yüzyılın ortalarında başlayan tam egemenliğinin ardından, Türkler ülkeye yerleşmeye başladı. Yaklaşık dört asır süren Osmanlı hakimiyeti, Libya’nın 1912 senesinde  İtalya tarafından ele geçirilmesi ile son bulmuştur.İtalya’nın işgaline rağmen,Libya'da bulunan Türkler ülkeyi terk etmedi ve burada yaşamaya devam etti. . 1951'de Libya’nın bağımsızlığına kavuşmasında Libyalı Türkler ülkede önemli roller oynadı.Libya'nın ilk Başbakanı olan Sadullah Koloğlu Libyalı Türklerdendi.Asırlara dayanan bu kardeşlik bugünde devam etmektedir. 1920'den itibaren İtalyanlar'la mücadele etmiş olan, sonrasında Mısır'a sürgüne giden Şeyh İdris, Libya’nın  bağımsızlığını kazanması ile ülkenin kralı oldu.1969'da,Muammer Ebu Minyar El-Kaddafi bir grup subayla birlikte Kral İdris'e karşı bir darbe yaparak,Libya Arap Cemahiriyesi’ni kurdu.2010 yılında başlayan ve günümüzde de süren, Arap dünyasında baskıcı ve otoriter yönetimlere karşı meydana gelen farklı ölçeklerdeki halk hareketleri olarak ifade edilen Arap Baharı’nda Libya’da nasibini almıştır. Bu süreçte Kaddafi’ye bağlı güçler çok sayıda masum sivil insanı öldürmüş.Bu ölüm ve zulme karşı uluslararası kamuoyu harekete geçmiştir.Bu zulme karşı gelen ve sivil halkın yanında olduğunu ilk dile getiren ve uygulayan Türkiye olmuştur.Birleşmiş Milletler Örgütü’nün aldığı tedbirlere ve NATO’nun icra etmiş olduğu operasyonlara Türkiye’de katılım sağlanmıştır. Arap Baharı süreciyle 42 yıllık Muammer Ebu Minyar El-Kaddafi  yönetimine son verilmiştir.Darbe ile gelen halk darbesi ile gitmiştir.  Libya'da geçiş döneminin siyasi temsilcisi olarak kabul edilen Ulusal Geçiş Konseyi, ilk genel seçimlerde görevi kurucu meclis niteliğindeki Milli Genel Kongreye (MGK) devretti. Libya'daki devrim döneminde mücadele eden birçok silahlı grup, silah bırakmayı reddetti.Başta Bingazi olmak üzere birçok kentte, silahlı gruplar arasında çatışmalar başladı. Eski asker Halife Hafter,14 Şubat 2014'te televizyon ekranlarından yaptığı açıklama ile,askeri ve hayati öneme sahip noktaların ele geçirildiğini ve  MGK'nin de çalışmalarının durdurulduğunu açıkladı.Hükümet ise Hafter'in girişimini "başarısız bir darbe" şeklinde nitelendirse de aslında hedeflenen olmuştu.O tarihten itibaren süreç halen tıkanık ve sonuçsuz bir serüven ile devam etmektedir.DEAŞ terör örgütünün çift başlı bu oluşumu fırsat bilerek Şubat 2015 Libya’yı etkisi altına aldı.Bu gelişmelerin olumsuz etkileri neticesinde  BM ‘nin organizasyonu ile Fas'ın Suheyrat kentinde Aralık 2015’de  "Libya Siyasi Anlaşması" uyarınca Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi kuruldu. BM Güvenlik Konseyi 2259 sayılı kararla Başkanlık Konseyini Libya'nın tek meşru temsilcisi olarak tanıdı ancak Konseyin sunduğu hükümet listeleri, Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır ve Rusya'nın desteklediği Hafter'in baskıları nedeniyle Tobruk'taki Temsilciler Meclisinde onaylanmadığı için süreç tıkandı. Türkiye'yi Libya'nın Trablus kentinde kurulu Ulusal Mutabakat Hükümetini (UMH) Tobruk merkezli General Hafter güçlerine karşı koruma amacıyla askeri destek vermeye götüren süreç, 27 Kasım'da iki taraf arasında savunma ve güvenlik işbirliği ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması muhtıralarının imzalanması ile başladı.Türkiye Libya ilişkilerin tarihi bir geçmişi olmasına rağmen maalesef şimdilerde sömürgeci bir çok devlet kimi 10 bin kilometre ötede gelmiş,kimi düne kadar bu halka zulüm yapmış,kimi de darbeci Hafter’in yanında yerini almıştır.Türkiye ise tarihi geçmişi asırlar öncesine dayanan Libya’yı yalnız bırakmadı.Libya’nın geleceğinin Suriye’ye benzememesi için Türkiye canı gönülden çalışmaktadır.

 

                                                                                   Dr.İmbat MUĞLU

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar