ÇOCUKLAR ÖLMESİN
Dr İmbat MUĞLU

Dr İmbat MUĞLU

KORONAVIRÜS BIR BIYO-TERÖR ARACI MI?

ÇOCUKLAR ÖLMESİN

25 Mayıs 2020 - 20:09 - Güncelleme: 27 Mayıs 2020 - 00:51

 ''Aynı evrende yaşamamalı cellatlar ve çocuklar; Ya ölmeli cellatlar, Ya da hiç doğmamalı çocuklar.''Che.Tarih boyunca dünyanın farklı her coğrafyasında yaşanan savaşlardan en çok etkilenen ve mağdur olan
çocuklar oldu.Barışa hasret savaşların, acımasızlıkların ve de yitirilmişlerin arasında kalan küçük bedenli
koca yürekli çocuklar ödedi bu savaşların bedelini i ya canıyla, ya kanıyla…Bazen bombaların, silahların
öldüremediği savaşın çocuklarını bu kez açlık, susuzluk,soğuk ve de en kötüsü insan tacirleri katletti
acımasızca… Savaş çocuğu olmak her daim ölümle yüzleşmek demek. Ölümü her daim ruhunda ve tüm
bedeninde hissederek nefes almak demek. Son yüzyılda yapılan savaşlar yer altı ve yer üstü onca doğal
zenginliği olmasına rağmen bencil yöneticilerden dolayı halkı mazlum ve yokluk içinde olan
coğrafyaların kaderi oldu adeta.Bu mazlum coğrafyalarda barış hasreti içerisinde büyüyen çocuklar hem
mağdur, hem öfke hem de korkunun birer temsilcisi oldular istemeseler de.. Savaş yetişkinleri
etkilediğinden çok daha ağır ve olumsuz etkiler çocukları.Susan insanlık,susmayan ise silah sesleri,
bombalamalar, yaralanmalar, ölümler, işkence ve tecavüzler... Ve tüm bunları yaşamak zorunda kalan
çocuklar…
Suskunuz Ey İnsanlık...
Halep de normal bir gün…Yağmur yerine misket ve varil bombaların yağdığı bir zaman dilimi…Bir ses
geldi en kaz binaların hemen yanı başında…“Annemi isterim”, dedi 6 yaşında ki Ebû Hüseyin çığlık
çığlığa... Dolu gözleri boşandı kan ve tozun buluştuğu yüzüne... Alnında kan akıyordu bütün şartlara inat
en al olanından…Ve bütün bedeni titriyor, katıla katıla ağlayarak, konuşmaya çalışıyor ama başaramıyor
kelimeler düğüm düğüm olmuş boğazında, kekeliyordu. “Annemi isterim...annemi… ” dedi bir kez
daha Ebû Hüseyin.. Oysa anne de bombardıman uçağının atmış olduğu bombalardan nasibini almış, 3
yaşında ki Emine’sine sımsıkı sarılmış bir vaziyette ebediyette çoktan intikal etmişti bile anne kız
birlikte… Ebû Hüseyin’in o çığlığı bir anda bana, Kutlu elçi Peygamber Rasûlullah sallallahu aleyhi
vesellem Efendimizin sevgili torunu, Efendimizin göz bebeği, müminlerin sevgilisi Hz. Hüseyin’in de bu
coğrafyada yaşadığı hadiseyi hatırlattı… İki Cihan Güneşi Efendimiz hiç kimsenin üzülmesini istemezdi.
O raûf ve rahîm peygamberdi.İki Cihan Güneşi efendimiz sokakta oynayan çocuklara da selâm verirdi.
Onlarla ilgilenirdi. Bir gün ashabıyla bir yere giderken Hüseyin’in sokakta çocuklarla oynadığını gördü.
Biraz hızlıca yürüyerek torununu yakalamak istedi. O da oraya buraya koşuyordu. Efendimiz de hem
gülüyor hem de peşinden koşuyordu. Onu tutmağa çalışıyordu. Sonunda Hüseyin’i tuttu. Onun yüzünü
mübarek iki eliyle sevdi ve yanaklarından öptü. Ashabına döndü ve: “Hüseyin bendendir. Ben de
Hüseyin’denim! Allah’ı seven Hüseyin’i sever! Hüseyin torunlardan bir torundur,” buyurdu. Ebu
Ümame şöyle rivayet ediyor: ‘Bir gün Habib-i Kibriya (s.a.) Efendimiz Ümmü Seleme (r.anhâ)
annemizin evinde iken Cebrâil aleyhisselâm geldi. Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimiz Ümmü Seleme
annemize: “Ya Ümmü Seleme! Kapıda dur içeriye kimse girmesin,” dedi. O sırada Efendimizin reyhanı
Hüseyin geldi ve birden içeri daldı, Rasûlullah (s.a.)’in boynuna atıldı. Efendimiz onu kucağına aldı, öptü
ve sevdi. Cebrâil aleyhisselâm: “Onu çok mu seviyorsun?” dedi. Efendimiz de: “Evet!” dedi. Bunun

üzerine Cebrâil (a.s.): “İyi ama, ümmetin onu öldürecektir!” dedi. Efendimiz hayretle: “Demek onu
öldürecek olanlar mü’minler!..” dedi. Cebrâil (a.s.): “Evet! İstersen onun öldürüleceği yeri sana
göstereyim,” dedi ve gösterdi. Oradan bir avuç kızıl toprak alıp getirdi. Efendimiz o toprağı aldı ve
kokladı da: “Bu toprak gam ve belâ kokuyor,” buyurdu. Daha sonra toprağı Ümmü Seleme (r.anhâ)
annemize emânet olarak verdi ve: “Ey Ümmü Seleme! Bu, torunum Hüseyin’in öldürüleceği yerin
toprağıdır. Ne zaman kan haline gelirse o vakit bil ki Hüseyin öldürülmüştür,” buyurarak ileride olacak
hadiselere işaret etti. Hz. Hüseyin efendimizin ŞEHİT edildiği gün Ümmü Seleme (r.anhâ) annemize
verilen kızıl toprak kan haline gelmişti. Annemiz onu kan şeklinde görünce: “Eyvâh Hüseyin’im!..
Eyvâh Rasûlullah’ın reyhanı!..” diyerek ağlamaya başladı ve etrafa haber verdi. Bu acı haberi duyan
Medine halkı feryatlara boğuldu. O gün yer yerinden oynadı. Anlayacağınız acının, matemin, hüznün adı
olan bu coğrafyada savaş tüm çocuklardan çok çok büyük.Onun içindir ki çocukların buna aldırış ettiği
yok, çünkü onlar zaten savaşın içinde doğduğundan dünyayı bir savaş meydanı sanıyorlar. Hz.Hüseyin,
Hz.Hasan gibi Hüseyin’lerin, Hasan’ların, Ömer’lerin, Ali’lerin, Mustafa’ların, Mehmet’lerin, Ayşe’lerin,
Asuman’ların,Hatice’lerin,Fatma’ların temiz kanının akıtıldığı topraklardı bu topraklar..Kalp dağlayan,
yürek yakan bu acıların bir daha yaşanmaması için Uyan Ey İnsanlık,Susma Ey İnsanlık…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar