..ÇİFT DEM..
  • Reklam
Wahire Mine ÇİFTÇİ

Wahire Mine ÇİFTÇİ

..ÇİFT DEM..

30 Mayıs 2022 - 20:48

Aşk görme ile başlar, görmeler bakmaya, bakmalar bakışlara yollar aşkı. İlk görmenin ve ilk bakışın devamıdır kalbin tutuşması, zamansız bağlanması, sebepsiz özlem duyması, insanın içiyle kavgasının temelidir, sevginin ilk adımlarıdır. O ilk gördüğün an hissettiğin; o adı olmayan duygu, sevgiye dönüşünce merdiven gibi çıkar insan, aşk diye adlandırılan o zirveye.

Görmeden; bakmaya, bakışlara, tutuşmaya, bağlanmaya, özlem duymaya ve daha niceleri... Başlamıştır artık çilen, kaçsan ka-çamazsın, kurtuluş yok, düştün bir kere, seve seve çekeceksin çileni. Zamanla değil aniden varırsın o durağa, aşk bu, dinginleştirir ve sessizleştirir her insanı. Herkesten kaçıp ona gitmek istersin, onun yakın çevresinde olmak bile yeter bazen, yüzünü gözünü, yanağındaki gamzelerini, dudağını, o çehreyi görmek bile yeter sevene.

Birbirini seviyorsa hele bu iki âşık, durmayın önlerinde, zaten durulsa da boş, onların gözü birbirlerinden başka kimseyi görmez ki artık. Yıkıp dökerler her şeyi, önce çevreye sonra da kendileri ne acı verirler. O çok büyük kalabalıktan sessizce uzaklaşırlar her fırsatta. Yanlarında değil de arkalarından çok söylenirler, hatta kınanırlar... Ama onlar öyle severler ki birbirini, yanlarında sağlam tek bir insan kalmaz. Sanki tüm insanlar ölmüş, görmezler kimseyi. Birbirlerinden başka hiç kimse yoktur onlar için.

Ne tuhaftır birbirlerine kul köle olurlar, yaşları, görünüşleri umurlarında değildir. Gidiş yolları yanlış da olsa, birbiri için birşeyler yapıyor sanıyorlardır kendilerini. Ayrı ayrı da olsa birbiri için çalışıp çırpınıyorlardır. Ve öyle büyük ki aşkları; yanıyorlar, eski hâllerinden eser yok, eriyorlar günden güne. Hep yan yana olmak istiyorlar, bu tam anlamıyla kavuşamamanın yaşattığı hislerdir. En güzel anılar, yaşantılar, tarifsiz duygular, mutluluklar ve hazlar... İkisi de işini gücünü, ailesini, çevresini her şeyini bırakıyor yavaş yavaş, artık bir oluyorlar, birlikte oluyorlar, kavuşmanın kavuşması bu iki âşığın.

Oysa hayat, öyle bir noktaya getiriyor ki insanı, sen o aşk’a ruhunu teslim etmiştin. Bu hayat; insanı, ruhsuz bir beden ile de yaşatıyor! Gelen giden eskisi gibi üzemiyor artık. Çaresi olmayan hâllerde bile insan, sevdi mi ne çok bahane bulup tutunuyor sevdasına değil mi? Ruhunu kaybetmiş her beden, kalbine söz geçiremiyor işte. İnsan, sevmenin de hak, ayrılmanın da hak olduğunu anlayınca, mantığını alıp gidiveriyor. “Ayrılık, her aşkın kaderidir,” sözü tokat gibi vursa da yüze, seve seve gidiyor insan! Yine de sev-mekten vazgeçmiyor insan.

İmkânsız aşk nedir bilir misiniz? Her türlü yangın yeri...

Onunla da olsan, onsuz da olsan acı çekersin işte, imkânsızdır. Birbirine kavuşmuş kalpleriniz ve bedeniniz olsa da boş, bomboş, bin parçaya dağılırsınız. Kolay olmaz öyle, acıta acıta o muhteşem aşktan uzağa gidersiniz. Hayatın en güzel aşkıydı ya hani, “pamuklara sarıp sarmalarsınız” tüm birlikte yaşadığınız anıları! Aşkların en güzelini en özelini, bağrınıza basıp geçmişin en güzel rafına kal- dırırsınız. O senin kıymetlindir, bu hayattaki en değerlindir, kıyamazsın. Kıyamadığın için gidersin, üzersin. Ama onu geçmişin o en güzel rafında pamuklara sarar sarmalarsın, bir ömür boyu saklarsın.

Aşk zaten acıdır... Zordur! İmkânsız aşk ise çok daha zordur! Hele bir de imkânsızca sevmişsen, çiftedir acın! ÇİFTDEM’dir acın!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar