<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Malatya Objektif / Kültür / Sanat / Spor / Aktüel</title>
        <link>https://www.malatyaobjektif.com/</link>
        <description>Malatya&#039;da aylık olarak yayınlanan Objektif Dergisi Resmi Web Sitesi.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Depremde eşini ve 3 çocuğunu kaybeden kadın: Allah&#039;a hamd ederek yaşama tutunuyoruz</title>
                <category>RÖPORTAJ</category>
                <link>https://www.malatyaobjektif.com/haber/depremde-esini-ve-3-cocugunu-kaybeden-kadin-allaha-hamd-ederek-yasama-tutunuyoruz-14818</link>
                <guid>https://www.malatyaobjektif.com/haber/depremde-esini-ve-3-cocugunu-kaybeden-kadin-allaha-hamd-ederek-yasama-tutunuyoruz-14818</guid>
                <description><![CDATA[6 Şubat depremlerinde eşini ve 3 çocuğunu kaybettiğini, hayatta kalan çocuğunun ise bir kolunu ve bir bacağını kaybettiğini söyleyen acılı anne Hatun Gürbüz, çok ağır bir imtihandan geçtiklerini ancak Allah'tan geldiği için hamd ederek yaşama tutunduklarını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>11 ili ciddi anlamda etkileyen ve 55 bin kişinin hayatını kaybettiği ve 100 bin üzeri kişinin yaralandığı 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden bir yıl geçti.</p>

<p>Depremin ağır tahribat oluşturduğu illerden Malatya'da; 1237 kişi vefat etti 6 bin 444 kişi ise yaralandı. 6 bin 643 bina yıkılırken, 35 bin 907'si ağır, 2 bin 525 orta olmak üzere 38 bin 432 bina hasar aldı.</p>

<p>Depremden ciddi anlamda etkilenen ailelerden biri de Yeşilyurt ilçesi Bostanbaşı Mahallesinde bulunan 7 katlı binanın 5'inci katında ikamet eden Gürbüz ailesi oldu.</p>

<p><br />
Birinci depremde evleri yıkılmayan ancak ikinci depremde evleri yıkılan Gürbüz ailesi ve evde misafir ettikleri 5 kişilik komşuları ile birlikte enkazın altında kaldı.</p>

<p>Depremde baba Alper (42), oğulları Kadir (14), Muhammed Arda (12), Ahmet Yasin Gürbüz (7) vefat ederken eşi Hatun (39) hafif yaralı, hayatta kalan oğlu Ömer Gürbüz (18) ise bir kolunu ve bir bacağını kaybetti. Misafirleri olan komşuları Hacer (45) ve Taha Yasin Altaş (9) vefat ederken diğer çocukları Muhammed Altaş (23) ve Esra Altaş (20) yaralandı. Diğer komşuları Buse Topal (28) ise enkazdan yara almadan kurtarıldı.</p>

<p>Depremden sonra kurulan konteynere kentte yerleşen Anne Hatun ile hayatta kalan oğlu Ömer Gürbüz, deprem sürecinde ne yaşadıkları, deprem sonrası ve üzerinden geçen bir yılı nasıl geçirdikleri ve onları hayata neyin bağladığı ile ilgili İLKHA'ya konuştular.</p>

<p>"Eşimi ve 3 çocuğumu kaybettim. Rabbimden gelene hamdolsun"</p>

<p>Hatun Gürbüz</p>

<p>İlk depremden sonra evden çıktıklarını ve eve geri döndüklerinde depreme yakalandıklarını kaydeden Hatun Gürbüz, "Öğleye doğru tekrar eve geldik. Yemek yedik, mutfakta çay demliyordum ve biranda deprem oldu. Eşim, 4 çocuğum ve 5 tane de komşum bizdeydi. Tabi ev üzerimize yıkıldı. Eşim Alper Gürbüz, çocuklarım Kadir, Muhammet Arda ve Ahmet Yalçın Gürbüz vefat ettiler. Komşularımda da iki kişi vefat etti. Çocukları da engelli kaldı. Acıları çok büyük. Ne kadar ağlamayacağım desen de olmuyor. İnsanın içinden geliyor. Evlat kaybetmek çok ayrı bir acı. Eş daha ayrı bir acı. Çok ağır bir imtihandı" diyerek, o süreçte yaşadıklarını anlattı.</p>

<p>"Rabbim kimseye yaşatmasın"</p>

<p>Gürbüz, "Oğlum (Ömer) 10 saat sonra çıkarıldı. Ben 7 saat sonra çıkarıldım. Diğer bir çocuğum Kadir Gürbüz 7 saat sonra çıkarıldı. O 20 gün sonra vefat etti. Ve Ömer de böyle kaldı. Rabbimden gelmiş bir şey diyemiyoruz. Sağ olsunlar devletimiz sürekli yanımızdaydı. Bizi çıkaranlar da kardeşlerim ve kayınbiraderlerim oldu. İki aile birlikte bizleri çıkardılar. Tabii ki AFAD'ta da çalışanlar falan vardı ama kimse bir yerlere yetişemedi. Çünkü yıkım çok büyüktü. Rabbimden gelene hamdolsun. Bizler yaşadık. Rabbim kimseye yaşatmasın. Daha büyük imtihanlar vermesin" dileğinde bulundu.</p>

<p>Ömer Gürbüz</p>

<p>"Bir kolumu ve bir bacağımı kaybettim ama Rabbime hamdolsun"</p>

<p>6 Şubat depreminde bir kolunu ve bir bacağını kaybettiğini ve herkesin birer engelli adayı olduğunu söyleyen&nbsp;Ömer Gürbüz,&nbsp;"Rabbime hamd etmek lazım. İlk depremde evden çıktık, dedemlere gittik. Oradan geri eve geldik. Hani kader de varsa göreceksin. Eve girdikten bir süre sonra deprem oldu. Babamı ve 3 kardeşimi kaybettik. Tabii babam ve kardeşlerim Muhammed Arda ve Ahmet Yasin deprem anında orada şehit olmuşlar. Kardeşim Kadir 20 gün sonra hastanede şehit oldu. Yani Allah'a hamd etmek lazım. Bir kolumu ve bir bacağımı kaybettim ama Rabbime hamdolsun. Çok şükür herhangi bir sıkıntımız yok." diye konuştu.</p>

<p>"Hastaneye gittikten 2 hafta sonra gözlerimi açtım. Allah'ın bize lütfettiği güçle hayata tutunmaya çalışıyoruz"</p>

<p>Depremden 3-4 saat sonra onları kurtarmaya gelen dayılarının ve amcalarının seslerini duyduğunu aktaran Gürbüz, "Lakin Allah razı olsun beni İsmail dayım kurtardı. Hem benim için hem de benden önceki kardeşim için çok çabaladı. Tabii o kardeşim sonradan vefat etti. Bizde olan komşularımızı da dayım kurtardı. Tabi o enkaza girmek te cesaret ister. Enkaz altında ve sonrasında bilincim açıktı ama hastaneye yattıktan sonra narkozun etkisiyle bilincimi kapattılar. Çünkü hastaneye gittikten sonrasını hatırlamıyorum. İki hafta sonra gözümü açtığımda yoğun bakımdaydım. Kimseyi yanıma almıyorlardı. Anamdan, babamdan haberim yoktu. Yoğun bakımda olduğum için kimseyle görüştürmüyorlardı. Servise çıktıktan sonra acı haberi öğrendim. Tabii bana göre şehadet en güzel şeydir. Bana göre hiçbir acılığı yok. Demek ki bizim bir hatamız oldu ki Rabbim bizi şehit olarak yanına almadı. Sonrasında devletimiz bizi konteynere yerleştirdi. Allah'ın bize lütfettiği güçle hayata tutunmaya çalışıyoruz" dedi. (İLKHA)<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Feb 2024 22:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyaobjektif.com/images/haberler/2024/02/depremde-esini-ve-3-cocugunu-kaybeden-kadin-allaha-hamd-ederek-yasama-tutunuyoruz-1707075985.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser olmamızın sebepleri arasında plastik ürünlerde var mı? </title>
                <category>RÖPORTAJ</category>
                <link>https://www.malatyaobjektif.com/haber/kanser-olmamizin-sebepleri-arasinda-plastik-urunlerde-var-mi-12947</link>
                <guid>https://www.malatyaobjektif.com/haber/kanser-olmamizin-sebepleri-arasinda-plastik-urunlerde-var-mi-12947</guid>
                <description><![CDATA[Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Hamdi Temel'in Malatyaobjektif.com için vermiş olduğu röportaj.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Hamdi
Temel kimdir?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Uzun yıllar Dicle
Üniversitesinde çalıştıktan sonra Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi
Farmakoloji Anabilim Dalına profesör olarak atandım. Kimya ve sağlık
yönetimlerinde iki lisansımı tamamdım. Kimya ve Farmakoloji ve Toksikoloji
alanlarında iki doktora yaptım.&nbsp;&nbsp;
Yaklaşık 14 yıldır profesör olarak çalışmaktayım. D.Ü. Eczacılık
fakültesinin kurucu dekanıyım ve Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama
ve Araştırma laboratuvarını kurarak iki kurumdan akredite olmuş eşsiz bir
laboratuvar kurarak onun kurucu müdürlüğünü de yaptım. Bu zamana kadar 127 si
uluslararası olmak üzere 142 adet yayınım ve 300’den fazla sözlü ve poster
sunumlarım vardır. 38 proje tamamladım. Susuz aşk yaşanmaz ve Naylon aşkı
öldürür adlı kitaplarım vardır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><br></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Plastik
ürünler yerine hangi ürünler kullanmalıyız?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Plastik ambalajlı ürünler
bizler öyle hapsetmiş ki, ne almak istesek bir plastik ile kaplı olduğunu
görüyoruz. İçeceklerimizden tutun, yiyeceklerimize kadar her şey plastikte.
Artık annelerimizin yaptıkları sarmalar bile plastik ile kuşatılmış bir
durumda. Buna bir dur demek gerekmektedir. O yüzden alternatifler
geliştirmeliyiz ama pratik olarak en azından bez torbaların yaygınlaştırılması
ve cam kapların teşvik edilmesi gerekmektedir.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Plastik
kullanımında azalma açıklandı. Bu konu hakkında düşünceniz nedir?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">15 yıla yakından
Türkiye’nin hemen hemen her yerinde konferanslar veriyorum, TV programlarına
katılıyorum, radyo söyleşileri yapıyoruz. Benim gibi çok akademisyen ve gönüllü
kuruluşlarda bu konuya çok eğildiler ve şuan ki hükümetimizde ciddi önlemler
almaya başladı. Yıllar önce naylon poşet kirliliğinden 10 kuruşa kurtuluruz
diye bir demecim vardı.&nbsp; Şuan 25&nbsp; kuruş oldu çok şükür. Herkes ihtiyacı kadar
alıyor ve naylon poşet kirliliği yüzde 75’ler oranda azaldı diye bilgiler
geldi. Çok sevindirici haberler.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Kanser
olmamızın ana sebebi plastik mi?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Sadece plastiklere
bağlamak doğru değil tabiki. Kanser olma çok etkenlere bağlıdır. Bunlardan bir
tanesi de plastik kirliliğinden ortaya çıkan ve çözünmesi sonucu toprağa,
bitkiye, hayvana ve sonunda insana geçen kimyasallar olabilir. Çünkü gün
geçtikçe kanser hastalıklarında artış söz konusu olmaktadır. Hunharca
çevremizi, toprağımızı, suyumuzu kirletiyoruz ve tüm canlılar etkilenerek hasta
olmaktayız.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Plastik
kullanımı minimum seviye indirmek için nasıl önlemler alabiliriz.<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Öncelikle neden plastik
kaplı ürünlerden uzak durmamız gerektiği doğru bir şekilde anlatılmaktadır.
Devlet, üniversiteler, belediyeler, tüm STK’lar bunun için eğitici programlar
yapmalıdır. Alternatiflerin çeşitliliği artırılmalı ve pratik şeyler
yapılmalıdır. Cam sanayi güçlendirilmeli, tek kullanımlık olmayanlar veya bez
torbaların kullanımları teşvik edilmelidir.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Dünyadaki
‘’ tıp fakültesi, diş hekimliği, eczacılık, veteriner fakültesi’’ sayılarının
artmasına parelel sebep ne?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Sağlık çok önemlidir.
Bizler çevremizi , toprağımızı suyumuzu, havamızı ne kadar çok kirletirsek o
oranda da sağlık problemleri ile karşılacağız demektir. Tüm canlılar hasta
artık ne yazık ki. Bu yüzden sağlık ile ilgilenen tüm fakültelere ihtiyaçlar
gün geçtikçe artmaktadır. Nedenlerinden birisi bu olabilir. Çünkü mezun
olduklarında mesleklerinin garantisi oldukça fazladır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">‘’Naylon
Aşkı Öldürür’’ kitabın ana fikri nedir?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Alışveriş yaparken
herkeste fazladan naylon poşet alma duygusu oluşmuştu. Bedava diye herkes
ihtiyacından çok daha fazlasını alıyordu, bu da sonradan aşka dönüştü. Ama bu
aşk naylonların çevreye verdiği kirlilik ve çözünmeden dolayı verdiği zarardan
dolayı hastalıklar olarak karşımıza çıktı. Bizde &nbsp;bu şak öldürür dedik, kitabımızın ismi naylon
aşkı öldürür olarak piyasaya çıktı.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Tüm
canlılar plastikten etkilenir mi? Etkilenirse nasıl olur?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Hemen
hemen tüm canlılarda mikroplastikler tespit edilmeye başlandı. Topraklarımız
kirli, hava kirli, sular kirli artık. Gözle görünmeyen mikroplastikler ile tüm
dünyamız kuşatılmış durumdadır. Belki kesin bir kanıt ile mikroplastikler şu
hastalıklara zarar veriyor diyemiyoruz. Ama bu kadar mikroplastikler ve
onlardaki katkı maddeleri bir gün çok büyük zararlar verdiğini göreceğiz.
Okyanuslardaki balinalardan tutun, anne sütüne kadar, içtiğimiz çaylardan
tutun, daha dünyaya gelmemiş bebeklere kadar her canlı ve cansız
mikroplastiklerden nasibini almaktadır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Koronavirüsün
plastik üretimine etkisi nedir?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Dolaylı etkisi olabilir,
çünkü sağlıklı vücuda koronavirüsün etksi ya çok az oluyor yada hiç
etkilemiyor. Bu yüzden sağlıklı bir yaşam tarzımız olursa koronayı rahat
atlatabileceğiz. Çünkü gerçekten plastik kirlilikten gelen zararlı kimyasallar
ve mikroplastikler sağlığımızı tehdit ediyor. Birde alışverişlerde renkli
poşetleri kullanmamak daha doğru çünkü renkli poşetlerde koronavirüsün tutunma
ihtimali daha fazla olabiliyor.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Kullandığınız
plastik rengi fark eder mi?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Tabiki çok&nbsp; fark ediyor, özellikle de siyah poşetlerden
tamamen uzak durmak gerekiyor. Çevreden toplanan plastikler geri dönüşüm ile
naylon poşet yapımda kullanılıyor, belli sıcaklığa getirilmez ise buralarda
mikrobiyal kirlilikler oluşma ihtimali çok fazladır. Bir de siyah boya
kullanıyorsa ve de ot öldürücü böcek öldürücü ilaçların plastik kaplarıda bu
naylon poşet üretiminde kullanılıyor sa vay halimize.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">‘’Susuz
Aşk Yaşanmaz’’ kitabında yazarın vermek istediği mesaj nedir?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Tüm canlılar için su çok
önemlidir. Günlük ihtiyacımız kadar su içmek zorundayız. Her akşam çoğu
programlarda su için diye bilim adamları nasihatlar etmektedir. Ancak hangi
suyun içilmesi gerektiği ve neden içilmesi gerektiği iyice bilinmektedir. Çünkü
su içmez isek hayat olmaz, bu tüm canlılar için geçerlidir. Eğer su olmaz ise
aşk da olmaz, naylon aşkı öldürür’ün devamı niteliğinde bir kitabımdır.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Suyun
tüm canlılar üzerindeki etkileri nelerdir? Bizler neden su içmeliyiz?<o:p></o:p></span></b></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Tüm hastalıkların başı
vücudun susuz kalmasındandır diye özetleyebiliriz. Suyu taze su ve bayat su
diye ikiye ayırıyoruz. Bayat su hapsedilen su, taze su da akan sudur.
Hapsedilen sular; damacanlardan tutun pet şişelerdekilere kadar sudur ve
bunları özellikle de güneş ışınlarına çok mazur kalmış ise içmemek
gerekmektedir. En doğru su akan sudur.<o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">&nbsp;</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><b><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">İllerde
bulunan belediyelerin su kirliliğine yönelik çalışmaları nasıl olmalıdır? <o:p></o:p></span></b></p><p>



















































































</p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;
line-height:150%;font-family:" times="" new="" roman",serif"="">Eğer belediyelerimiz de
se ki bizim suyumuz güvenilirdir. Ozaman tavsiyem belediye sularının
içilmesidir. Çünkü musluklardan gelen sular akan sulardır. Belediyelerimize çok
önemli görevler düşmektedirler ve tam arıtımlarını sağlamaları gerekmektedir.
Temiz suların halkımıza verilmesi demek çoğu hastaklardan kurtulmamız vey</span><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%">a hasta olmamak demektir.</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size:12.0pt;line-height:150%"><o:p><br></o:p></span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size: 16px;">Bu röportajı yapmamızda emeği geçen Prof. Dr. Hamdi Temel hocama, İdealist Genç Düşünürler Derneği Başkanı Ömer Faruk Argun'a teşekkür ederiz.</span></p><p class="MsoNormal" style="line-height:150%"><span style="font-size: 16px;">Editörler: &nbsp;Sevda Piliç, Aycan Aslan</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Nov 2021 21:48:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.malatyaobjektif.com/images/haberler/2021/11/kanser-olmamiz-sebepleri-arasinda-plastik-urunleride-var-mi.jfif"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
