ŞAİR EŞREF VE MEZAR TAŞI.


Edebiyatımızın/ şiirimizin en renkli simalarından, büyük hiciv ustasıdır Şair Eşref. O kadar yılmıştır ki insanlardan;

öldüğü zaman mezar taşına şu şiirinin  yazılmasını ister:


Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için; 

Gelmesin, reddeylerim, billahi öz kardaşımı. 

Gözlerim ebna-yı âdemden o rütbe yıldı kim, 

İstemem ben fatiha, tek çalmasınlar taşımı. 

••• İnsanlardan o kadar yılmıştır ki; mezarıma gelmesinler. Fatiha istemiyorum yeter ki, mezar taşımı çalmasınlar. 

ŞAİR EŞREFİN MEZARINI ZİYARET. 

Eşref de, bu şiiri de meşhur tabi. Bu konuda anlatacağım var. Eşrefi öğrencilikten biliyor ve seviyoruz. Taşlamaları müthiş. 

Bizim üniversite bitti. Yıllar geçti. Bir garip askerlik çıktı. 

İlk ksa dönem. Dört ay. Yedek Subay öğrenci gibi. Temel eğitim, ders bitti. Sınav ve j.Yedek subay diploması verdiler. Kıtaya göndermek yerine terhis ettiler, evlerinize dediler. İşte öyle bir askerlik. Jandarmayı.  Manisa Kırkağaç. J. Er Eğitim Alayı. 

Gittik. Aklımızda Şair Eşref de var. Biliyoruz mezarı Kırkağaçta.  

Bir hafta sonu tatilinde kışladan Kırkağaca indik. Onun için. Epeyce bir mesafe yürüdük. Arkadaşlarımız meraklı. Mahmut Karakaş (10 kitabından ikisi: Nabinin Tuhfet’ul Harameyni, kendisi Müsbet İlimlerde Müslüman Alimler’in  yazarı-Kültür Bakanlığı yayını), Hattat Mahmut Dörtbudak ve diğerler arkadaşlar. Meraklılar. 

Girdik Kırkağaca sorduk. Şair Eşrefin mezarını. Bir alan gösterdiler. Boş kup kuru bir alan. Bir saha. Futbol sahasıymış. Kasaba gibi o zamanlar. 1970'ler. 

- İşte buradaydı. Kaldırdılar. 

Tabi yol boyunca kızıyoruz Eşrefe. Nasıl böyle dersin bu millete. Fatiha bile istemiyorsun. İnsaf et. Bu kadar da olmaz diyoruz. 

Evet mezar taşını çalmamışlardı. Ama mezarını toptan götürmüşlerdi şairin. 

Şaşkınız gerçekten. Yer mi kalmadı. Eşrefin mezarını kaldırdınız. 

Nereye dedik götürdüler. 

Dedik ki bu kasıtlı. Sen misin bunu diyen? Al bakalım. 

Nereye dedik ya. Mezarlığa dediler. O da Kırkağacın öbür tarafı. Gelmişken gidelim dedik artık. 

Gittik. Bulduk mezarı. Bildiğimiz şiirlerini okuduk. Hikayelerini anlattık. Şenlik. Güldük neşelendik. Konu Şair Eşref olunca. 

Ve büyük bir yürüyüş ve yorgunluktan sonra döndük kışlamıza. 

Oturduk sohbete maceramızı anlatıyoruz. Şöyle oldu, böyle oldu diyoruz. 

Ve ne oldu biliyor musunuz? 

Hiç birimizin aklına fatiha okumak gelmemişti inanın. 

Üzüldük. Şakaya vurduk. Şair Eşrefin kerameti. Bize fatiha okutmadı dedik. 

Ama fatihamızı kışladan gönderdik.