Hayatınızdaki Problemler Bilinçaltı Kayıtlarınızdır
Kişisel Gelişim Uzmanı Şule Kaya

Kişisel Gelişim Uzmanı Şule Kaya

Hayatınızdaki Problemler Bilinçaltı Kayıtlarınızdır

28 Nisan 2020 - 13:14

Hayatımız, küçük yaşlarımızdan itibaren programlanmış bilinçaltı yansımalarımızdır. Küçük olumsuzluklarla sendeleyip yere düşenler, olumsuz düşüncelerin oluşturmuş olduğu olumsuz duygularla dibe vuranlar; hayatında pedagojinin güvenli bağlanma olarak ifade ettiği 0-2 yaş dönemi sağlıklı yaşayamayan bireylerdir.

0-2 yaş dönemi özellikle anne ile bebeğin ten temasının en yoğun olduğu bir dönemdir.  Kur'an-ı Kerim'de bile emzirme süresinin 2 yıl olarak bildirilmesini,   günümüz pedagojisi güvenli bağlanma sürecinin oluşma dönemi olduğundan dolayı onaylamaktadır. 0-2 yaş döneminde güvenli bağlanmanın sağlanamadığı çocuklar, sonrasında duygularını doğru yönlendiremeyen, kendisini ifade edemediğinde şiddete başvuran bireylere dönüşebiliyorlar.

Daha açıklayıcı olabilmesi için bilinç ve bilinçaltı hakkında da bilgi vermek istiyorum.

İnsan davranışlarında bilincin etkisi %5 iken, bilinçaltının etkisi %95'tir.  Düşünmeden yapılan her şey, bilinçaltı tarafından yönlendirilir. Düşünerek yapılan her davranış ise bilinç ile yapılır. Bilinçten her hangi bir komut gelmediği sürece tüm davranışlarımızı bilinçaltı yönetir. Bilinçaltı çok hızlı çalışır, çünkü sinir sistemi ile çalışır.  Tüm duygularımız, alışkanlıklarımız, yaşamış olduğumuz her türlü duygusal deneyim bilinçaltı tarafından kaydedilir. Bilinçaltı akıllı bir zihin değildir, şakadan anlamaz. O yüzden çocukluğumuzda duyduğumuz yaralayıcı bir söz, maruz kaldığımız kötü bir davranış bilinçaltı kayıtlarımız haline dönüşmeye başlar. Duygularımız bilinçaltı zihin tarafından kontrol edilir. İstemesek de korku, stres, depresyon gibi duyguları bu kayıtlarımız değişmeden ve farkına varmadan yaşarız ve uzun zaman da yaşamaya devam ederiz. Ayrıca bilinçaltı inançların ve hafızanın saklandığı yerdir. Bilinçli zihin ile algılanamayan bir çok şey, bilinçaltı zihin tarafından algılanır.

Bilinçaltı programımız ailemizden aldığımız iş, para, hayata bakış tarzı vs. gibi konular hakkındaki düşünceleri ile oluşur. Eğer sorgulanmaz ve mutlak doğru olarak kabul edildiğinde, hayatımız birbirinin tekrarı olumsuz kısır döngülere dönüşmeye başlar. Bu kısır döngü kader değildir. Fark edilmesi halinde, bilinç ve bilinçaltı sistemi ile ilgili oluşacak farkındalıkla tamamen tersine dönüştürülebilir.

Ataerkil toplumlarda bir çok şey gelenek olarak aslında dinin bir emri olduğu düşünülerek yapılıyor. Böylelikle bizden sonraki nesillere bunu miras bırakarak onların bilinçaltı programlarını farkında olmadan oluşturmuş oluyoruz.

Miras sadece taşınabilir yada taşınamaz mal-mülk değildir. Mal mülk bırakamayan ebeveynler bile çocuklarına mutlaka miras bırakıyor.

 Peki, ne bırakıyor? Düşüncelerini, duygularını, çocukluklarından getirdikleri inanç kalıplarını, kendilerine  'din' olarak yüklenen ananelerin sorumluluğu; nesilden nesile aktarılarak kuşaklara taşınıyor. Sonraki nesiller maalesef ki bir önceki nesillerin yapmış olduğu bu hataları devam ettirmek suretiyle hem kendi hayatını, hem de devamına vesile olduğu nesillerin hayatını bilerek yada bilmeyerek kötü neticelere sebep olabiliyor.

Bizim çocukluğumuzda anne ve babalarımız büyüklerinin yanında çocuklarını sevmezdi, daha doğrusu sevemezdi. Çünkü bunun ayıp, hatta günah olduğunu bile söyleyenler vardı.  Bu durum toplumun ahlaki değeri haline gelmiş doğru kabul edilen yanlışlardan birisi elbette.

Peki, doğrusu nedir?

Atalarımız savaş yıllarında (şehit verilen dönemlerde) şehidin anne babası hatta çocukları olması hasebiyle onların yanında çocuklarını sevdiklerini görüp ola ki kendi çocuklarını hatırlayıp üzülürler diye bunu her yerde yapmamışlar. Bu aslında ince fikirli insanların göstergesidir. Yine bir başka mevzu da, kadının erkekten daha değersiz olduğu düşüncesi ve bu düşüncenin tezahürü olarak erkeğin arkasından yürümesi gerektiğidir. Şimdi bu kadar olmasa bile hâlâ bu fikirde olan insanlar ne yazık ki var.

Peki, bu işin doğrusu nedir?

Savaşta eşini kaybeden kadınlar evli çiftleri yan yana ve mutlu görüp şehit olan eşini hatırlayıp ta üzülebilir düşüncesiyle yine bunu başka insanların yanlarında yapmamışlardır.

Bir düşünce ne kadar geçmişinizden gelirse gelsin, siz istemediğiniz ve izin vermediğiniz sürece inancınıza dönüşmez ve duygularınızı tetiklemez. Hani dedik ya; bilinçaltı şakadan anlamaz, ona ne söylenirse onu doğru kabul eder diye... Eğer sorgulamaz ve söylenen her düşünce ve duyguyu içselleştirirseniz, bilinçaltınızı programlayan tüm olumsuzluklar hayatınıza çöreklenmeye ve yönetmeye başlayacaktır.

Farkındalık, sihirli değnek etkisine sahiptir. Fark ettiğinizde bu kısır döngüyü durdurmak ve çarkı tersine çevirmek mümkündür.

 

Şule Kaya

Kişisel Gelişim Uzmanı

İdealist Genç Düşünürler Derneği Kadın Kolları Başkanı

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar