LİBYA'da BARIŞ'ın ANAHTARI
Dr İmbat MUĞLU

Dr İmbat MUĞLU

KORONAVIRÜS BIR BIYO-TERÖR ARACI MI?

LİBYA'da BARIŞ'ın ANAHTARI

13 Haziran 2020 - 17:48

Libya2da Muammer Kaddafi'nin 20112de devrilip öldürülmesinden sonra ülkede iki ayrı yönetim baş
gösterdi. Türkiye, Libya'da Birleşmiş Milletler (BM) dâhil uluslararası toplumun büyük bölümü
tarafından tanınan Ulusal Mutabakat Hükümetini destekliyor. Libya'nın doğusundaki silahlı güçlerin
darbeci lideri Halife Hafter, 2014'teki darbe girişiminin ardından milis gruplarla ve dış mihrakların paralı
askerleri ile iş birliği yaparak hakimiyet alanını her geçen yıl genişletti. Kazandığı bölgelerle zafer
sarhoşluğu yaşayan darbeci Hafter, siyasi rakibi olan uluslararası meşruiyete sahip Ulusal Mutabakat
Hükümetinin (UMH) kontrolündeki devlet kurumların bir çoğunu bombalayarak yerle yeksan
etti.Yüzlerce masun sivil halkı katleden Hafter’in bitmek bitmeyen hırsı yüzünden barış ve huzur
kelimelerine hasret kaldı Libyalılar.Libya barışı için Türkiye ile birlikte Birleşmiş Milletler (BM) ülke
içindeki tüm aktörleri bir araya getirmek için çok çaba sarf etmiş olsa da Hafter’den dolayı barışın yerini
savaş almıştır… Türkiye ile Libya Devleti Ulusal Mutabakatı Hükümeti arasında 27 Kasım’da
İstanbul’da ‘Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası’ ve ‘Deniz Yetki Alanlarının
Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’ nın imzalanması ile darbeci Hafter ve destekçilerini
hem şoke etmiş hem de tedirgin etmiştir.Çünkü Libya mutabakatı; sadece bir askeri işbirliği antlaşması
değil ayrıca Türkiye ile Libya arasında, Akdeniz'de uluslararası hukuk kurallarına uygun olarak tüm
egemenlik hakları ve yetkileri üzerinde tasarrufta bulunma hakkı tanıyan bir antlaşmadır. Mutabakat
Muhtırası ile kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik sınırları 18.6 mil yani 29.9 km sınır çizgisiyle
belirlenerek, Türkiye'nin bölgesel bir aktör olarak Doğu Akdeniz'deki siyasi denklemi yeniden
belirlemesine yetki vermiştir.Bundan dolayı Libya üzerinden Doğu Akdeniz'de mevzi kazanmaya ve/veya
var olan mevzilerini tahkim etmeye çalışan Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, İtalya, İsrail,
Mısır,Rusya ve diğer tüm ülkeler Türkiye’ye karşı agresif bir diplomasi sergilemiş sahada ise darbeci
Hafter’e desteklerini artırmışlardır. Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin, Türkiye'den askeri destek
talebinde bulunması ile 30 Aralık 2019'da TBMM Başkanlığına sunulan Libya'ya asker gönderilmesine
ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkeresi, 02 Ocak 2020’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde oylanarak kabul
edildi.Türkiye'nin Akdenizdeki hak ve hukukunu korumak ve Libya'daki meşru hükümetin güvenlik ve
istikrar ışığında varlığını devam ettirmesi ile birlikte Libya halkının huzura ve barışa kavuşması için
alınan bu tarihi karar dünya tarihine önemli bir not olarak yerini aldı.Tezkere sonrası, Libya'nın istikrar,
huzur ve güvenliğine destek veren Türkiye'nin bu faaliyetleri Libya’yı kan gölüne dönüştürmek isteyen
darbeci General Hafter ile işbirlikçilerin tüm planlarını bozmuş adete bozguna uğratmıştır yasadışı bu
oluşumları. Türkiye'nin masada ki güçü sahaya yansımış ve meşru Libya UMH ordusu büyük zaferlere
imza atmıştır.Hafter güçleri bir çok kentini kaybetmenin sorumluluğunu Türkiye'ye yüklemeye çalışmış
ve Türkiye'yi, Libya'daki uluslararası tanınırlığa sahip meşru hükümete desteği nedeniyle suçlayarak tüm
Türk hedeflerini düşman hedefi ilan etmiştir.Hafter, Libya içinde başından beri, ilerlemezsen gerilemeye
başlarsın yönündeki taktiği Türkiye’nin meşru hükümet UMH güçlerine verdiği desteğin başarıya
dönüşmesi ile bu tez çürümüş ve Hafter büyük bir darbe aldı/almaya devam ediyor.Hafter’in hızlı
ilerleyişi döneminde kendisine ciddi destek veren Avrupa,Rusya ve bölgedeki birçok aktör , Hafter’in

operasyonları vaat ettiği şekilde kesin bir zafere ulaştırmaması,geri çekilmesi,kaybetmesi ile birlikte dış
mihraklı bu aktörler kenara çekilmiş gibi gözüküp "bekle-gör vaziyeti aldılar.Bu sebepten ötürü Hafter
destekçisi ülkeler, şimdilik darbeci generalle aralarına mesafe koymayı tercih etti.Hafter birlikleri bir çok
kentte bozgun içinde kaçarken arkalarında Hafter'in baş destekçisi ülkeleri zor durumda bırakacak silahlar
bırakıyor. Hafter güçlerinin geride bıraktığı silahların içinde Rus yapımı ZU-23-2,ZPUlar ve Rus yapımı
ana muharebe tankları ön plana çıkıyor.Çin yapımı çoklu roketatar Type 63 ile Birleşik Arap Emirlikleri
(BAE) ordusunun, Amerikan silah üreticisi Raytheon and Lockheed Martin’de satın aldıkları ileri
teknoloji Javelin füzeleri ve mühimmatı olduğu ortaya çıkmaktadır. Böylelikle BM'nin Libya'ya
uyguladığı silah ambargosu da bu şekilde delinmiş oldu.Ayrıca BAE'nin Libya'da Halife Hafter'e destek
olmak için hava üssü kurduğu, zırhlı araçlar gönderdiği, uluslararası silahları Libya'ya soktuğuna ilişkin
net bilgiler bulunmaktadır. Hafter'e bağlı milis gruplar, Hafter, Medhali Selefilerinden, Hafter'in
oğullarının yönettiği silahlı oluşumlara, Rus Wagner Grup, Sudan Bağımsızlık Hareketine bağlı milisler
ve Çadlı paralı askerlerden, yerel kabile milislerine kadar geniş bir yelpazeyi bir arada tutmaya
çalışıyor.Hafter'in yönetimi çatısı altında gevşek bir emir komuta hiyerarşisiyle homojen olmayan şekilde
savaşan bu milis oluşumlar ideolojik, kabilesel, kültürel çekişmeler ve çıkarlarının çatışması durumunda
zaman zaman namlularını birbirlerine çevirebiliyor.Meşru UMH ordusunun başarısı ile birlikte Hafter’e
bağlı bu güçlerin ufukta zafer ile ilgili herhangi bir ışık görmemeleri, bu gruplar arasında bir iç çatışma
riskini de her geçen gün artırdığı gibi yabancı uyruklu paralı askerlerin çoğunun cepheden kaçtıklarına
tanık olmaktayız.Son haftalarda başarılı operasyonlara imza atan meşru Libya ordusu, darbeci Halife
Hafter'in kullandığı ana ikmal yollarını bir çoğunu alarak mevzi kaybetmesini sağlamıştır.Her sıkıştığında
ateşkes ilan ederek kendisine bir alan açmaya ve yeniden toparlanmak için zaman kazanmaya çalışan
darbeci Hafter bu günlerde yine bu yola başvurma çabasında… Geçmişte de ateşkes çağrısını çok kez
deneyen ve her seferinde ateşkesi  ihlal eden gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter'in yaptığı tek
taraflı ateşkes çağrısı yine bir aldatmacadan ibaret olduğu artık herkesçe bilinmektedir.Peki bu kadar
gelişmeden sonra Libya’da kısa vadede bir barış beklemek mümkün mü?Bana göre Libya’da yakın tarihte
barış ve huzur beklemek mümkün değil.Çünkü Libya’da silahlı güçlerin ve onları destekleyen dış
güçlerin, barış yerine savaşa yatırım yapmaya devam ettikleri ve bütün aktörlerin, Libya’da barışın değil,
kendi paylarına düşen ganimetin derdinde olduğu apaçık ortadayken ‘BARIŞ ve HUZUR’ un gelmesi
mümkün değildir. Maalesef Libya’yı önümüzde ki zaman diliminde ‘BARIŞ’ değil, ikinci bir
Suriye olma ve büyük çatışmalarla dolu bir ‘SAVAŞ’ dönemi beklemektedir.(Suriye’de ‘İdlib’ Libya’da
ise ‘Sirte ve Cufra’ ‘BARIŞ’ın ANAHTARI’dır…)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar